Vefâtlarından evvel, talebelerinden biri şöyle bir rüya gördü: Büyük bir otağ kurulmuş. Otağda Peygamber efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” de bulunuyordu.Alâüddîni Attâr hazretleri ile hocası Şâhı Nakşîbend Behâeddîni Buhârî hazretleri de otağın yanında duruyor ve içeri girip, Peygamber efendimizi görmek istiyorlardı. Bir ara Behâeddîni Buhârî içeri girdi ve bir müddet sonra sevinç ile çıkarak buyurdu ki: Bize, kabrimizin yüz fersah mesâfesine defin edilecek her Müslümân’a şefâat etmemiz ihsân edildi. Alâüddîni Attâra da kırk fersah mesâfedekilere şefâat ihsân edildi. Bizi sevenlere ve ihlâs ile bağlılık gösterenlere de, bir fersah mesâfede olanlar ihsân edildi. [Bir fersah, altı kilometredir.]
Şâhı Nakşîbend Behâeddîni Buhârî hazretleri, bir gün talebeleri ile kıra çıkmıştı. Yolda bir nehrin üzerinden geçiyorlardı. Nehir yeni yağan yağmurlarla taşıp kabardığından, birçok ağacı kökünden söküp götürüyordu. Behâeddîni Buhârî hazretleri; “Alâüddîn! Suya atla!” buyurdu. Alâüddîni Attâr hazretleri, kendini hemen nehrin azgın sularına attı. Sular Alâüddîni derhâl yuttu. Diğer talebeler şaşkınlık ve korku içinde idi. Ancak hocalarına da bu işin esrarını soramıyorlardı. Behâeddîni Buhârî hazretleri, talebeleriyle yoluna devâm ederek, kırlarda bir müddet gezdi. Akşâm üzeri geri dönerken, köprünün yanına gelince, talebelerine; “Biz kaç kişiydik, bir eksiğimiz var mı?” diye sordu. Talebeler de; “Bir kişi eksiğimiz var. O da sabâhleyin buradan geçerken nehre atlamıştı,” dediler. Behâeddîni Buhârî hazretleri ellerini nehre uzatarak; “Alâüddîn gel!” buyurdu. Alâüddîni Attâr nehirden çıktı. Elbiseleri hiç ıslanmamıştı. Behâeddîni Buhârî, talebelerine buyurdu ki: “Görüyorsunuz, nehir, kökleri sağlam olmayan bütün ağaçları söküp götürüyor. Fakat Alâüddînin kökü sağlam olduğundan, söküp götüremedi.”