Yetiştirdiği velîlerin en büyüğü, talebesi ve kendisinden sonra halîfesi olan, Muhammed Bâkîbillah’dır. Muhammed Bâkîbillah bir gece rüyasında Hâcegî Muhammed İmkenegî hazretlerini gördü. Hocası ona; “Ey oğul! Senin yolunu gözlüyorum,” buyurdu. Bâkîbillah hazretleri buna çok sevindi. Hemen huzûruna gitti. Huzûruna varınca, ona çok iltifât gösterip, yüksek hâllerini dinledi. Sonra üç gün üç gece birlikte bir odada baş başa kalıp, sohbet ettiler. Hâcegî hazretleri ona feyiz verip, yüksek fâidelere kavuşturdu. Sonra Bâkîbillah hazretlerine; “Sizin işiniz, Allahü teâlâ’nın yardımı ve bu yüksek yolun büyüklerinin rûhlarının terbiyeleriyle temâm oldu. Tekrâr Hindistâna gitmeniz lâzım. Çünkü bu Silsilei Alîyyenin, orada sizin sâyenizde parlayacağını görüyorum. Bereket ve terbiyenizden çok istifâde edip, büyük işler yapacak kimseler gelecek,” buyurdu. Hâce Bâkîbillah hazretleri, kendilerini bu işe lâyık görmediğinden, özr diledi. Hâcegî İmkenegî, ona istihâre yapmasını emir etti. Rüyalarını İmkenegî hazretlerine anlattığı zamân, şu karşılığı aldılar: “Derhâl Hindistân’a gidiniz. Orada sizin bereketli nefeslerinizden bir azîz meydâna gelecek. Bütün dünyâ onun nûruyla dolacak. Hattâ, siz de ondan nasibinizi alacaksınız.” Hâce Bâkîbillah hazretleri Hindistânda Serhend şehrine geldiği zamân, kendisine; “Kutbun etrâfına geldin,” diye ilhâm olundu. Bu kutp, İmâmı Rabbânî hazretleriydi. Demek ki, bu kıymetli tohum, Semerkand ve Buhârâdan getirilmiş, Hindistân toprağına ekilmiş oluyordu.
Hâcegî Muhammed İmkenegî kuddise sirruh