Bir gün Mazheri Cânı Cânân hazretlerinin talebelerinden biri huzûruna gelip; “Efendim! Kardeşim, Azîmâbada gitmişti. Sevenlerinizdendir. Bir iftirâya uğrayıp, haksız yere hapis edilmiş. Kurtulması için duâ ve teveccühte bulunmanızı istirhâm ederiz,” dedi. Bunun üzerine Mazheri Cânı Cânân bir mektup yazıp, kardeşine ulaştırması için ona verdi ve; “Bu eline geçtikten bir sâat sonra, hapisten kurtulur” buyurdu. O talebe mektûbu kardeşine ulaştırınca, işâret edildiği gibi hapisten kurtuldu.
(Se’âdeti Ebediyye) kitabının 1018.ci sahîfesinde diyor ki: (Mazheri Cânı Cânân “kaddesallahü teâlâ sirrehül azîz” hazretleri, büyük günâh işlemiş bir kadının kabri yanına oturmuştu. Kabre teveccüh eyledi. Yani hâtırına başka hiçbir şey getirmeyip yalnız onu düşündü. Bu mezârda Cehennem ateşi var. Kadının îmânlı olmasında şüphe ediyorum. Rûhuna hatmi tehlîl, [yetmiş bin Kelimei tevhit] sevabı bağışlayacağım. Îmânı varsa afv olur,” buyurdu. Hatmi tehlîlin sevabını bağışladıktan sonra; Elhamdülillah, îmânı varmış. Kelimei tayyibe, tesîrini gösterip azâptan kurtuldu, buyurdu. Hadîsi şerifte; (Bir kimse, kendisi için veyâ başkası için yetmiş bin adet Kelimei tevhit okursa, günâhları afv olur) buyruldu.)
Mazheri Cânı Cânân hazretleri talebeleri ile birlikte bir yolculuğa çıkmıştı. Yanlarında azık olarak hiç bir yiyecek yoktu. Gittikleri yerde de misâfir kalabilecekleri bir tanıdıkları bulunmuyordu. Talebeleri bu durumu bildiklerinden merâk edip; “Bakalım hâlimiz ne olur?” diyerek yola devâm ettiler. Her yemek vakti geldiğinde, Mazheri Cânı Cânân hazretlerinin kerâmeti ile, gaybdan önlerine sofra kuruluyordu. Sofra üzerinde çeşit çeşit ve gâyet nefis yemekler bulunuyordu. Bu nefis yemekleri yiyip yolculuğa devâm ettiler. Talebeleri hayâtlarında öyle güzel ve çeşitli yemekler yememişlerdi. Bu hâl, seferlerinden dönünceye kadar devâm etti.
Bir kimse, vefât eden bir yakınının azâpta olduğunu rüyada görüp, Mazheri Cânı Cânân hazretlerine mağfiret olunması için, duâ etmesini istirhâm etti.Mazheri Cânı Cânân hazretleri de duâ edip; “Allahü teâlâ, ölünün günâhlarını mağfiret eyledi,” diye de ona müjde verdi. O kimse tanıdığını tekrâr rüyada görünce, kendisine; “Hazreti Mazherin duâsı bereketi ile, azâptan kurtuldum,” dedi.
Seyyid Gulâm Alî Abdüllahı Dehlevî hazretleri anlatır: “Bir gün Mazheri Cânı Cânân hazretlerinin sohbetinde bulunuyordum. İhtiyâr bir adam gelip; ”Şeyhin şöhreti Rahmânî mi, yoksa değil mi? Onu anlamağa geldim,“ dedi. Bu küstahça söz karşısında, Mazheri Cânı Cânân hazretleri son derece müteessir oldu ve öfkelenerek o ihtiyâra, keskin ve dik dik baktı. O esnâda ihtiyâr yere düşüp çırpınmağa başladı. Sonra; ”Tövbe ettim. Allah için beni afv et,“ diye yalvardı. Mazheri Cânı Cânân hazretleri, Allahü teâlâ’nın İsmi araya girince, kalktı ve ihtiyârın kolundan tutarak kaldırdı. İhtiyâr hemen düzeldi.”