KİMSEYE SÖYLEME
Seyyid Seyfullah Efendi, CâmiulAvârif adlı eserinde kendisi şöyle anlatır: "Merhûm babamla berâber hacca gitmiştim. Mahfelin (devenin üzerinde, insanların oturduğu yerin) bir tarafına babam, diğer tarafına da ben binmiştim. Uzun bir yolculuktan sonra Medînei münevvere ve Mekkei mükerreme topraklarına yaklaşıyorduk. Bir ara babam bana; "Oğlum! Gözünü aç! Hacılar arasında Allahü teâlânın ne makbûl kulları varmış." buyurunca, ben gökyüzüne doğru baktım. Bu sırada Beytullah'ın izzeti ile gökyüzünde durmakta olduğunu gördüm. Biz yürüdükçe, o da yürüyordu. Medînei münevvereye gelince çadırlarımızı kurduk. Gece yarısı olunca babam çadırdan dışarı çıktı. Ben de merâk edip, peşine düştüm. Babam abdest alıp, Ravdai mutahheraya vardı. Resûlullah efendimizin Hücrei seâdetlerinin kapısından içeri girdi. Yüzünü orada toprağa sürmek isterken, birden Hücrei seâdetten Resûlullah efendimizin; "Bana gel oğlum." sözlerini duydu. Bu manzara karşısında çok heyecanlanmıştım. Bu sırada babam Hücrei seâdetten çıkınca beni gördü. "Bana birşey söylemeden niçin peşimden geldin? Sakın, bu hâli kimseye söyleme." dedi."